17 Ocak 2017 Salı

ÇOCUKTA AYRILIK KAYGISI


ÇOCUKTA AYRILIK KAYGISI , Cumhuriyet Bilim Teknik, Sayı 732 31.Mart.2001
Çocuklarımızı okula ya da yuvaya bıraktığımızda  arkamızdan ağlamaları her zaman gördüğümüz olaylardandır.
            Küçük bir çocuğu anne veya babadan başka, büyükanne, büyükbaba, bir akraba, çocuk bakıcısı, dadı ya da yuvaya, güvenilir birine ya da bir yere düzenli olarak bırakmak küçük çocuk için iyi bir deneyim olur. Yeni ilişkiler kurmayı, toplumsal yeteneklerini geliştirmeyi ve yeni bilgiler edinmeyi geliştirir. Çocuğumuza bakan kişiye ne kadar güvenirseniz güvenin anneler için özellikle ilk kez ise, çok zor gelebilir. Çocuklar annelerini babalarını giderken gördüklerinde teselli bulamayacaklarmış gibi ağlarlar. Bu da onlardan ayrılmalı daha fazla zorlaştırır.
            Sevgili anneler, babalar, çocuklarımızın gözyaşları tamamen normaldir. Bu gözyaşları sizi yanıltmasın. Yuvada bir sorunu mu var? Yoksa orada mutsuz mu? gibi düşüncelere kendinizi sakın kaptırmayınız.Çocuklarınızın gözyaşları sadece sizin içindir. Çocuğunuzun  size karşı çıkması ve  "beni nasıl bırakabiliyorsun?" demesi, sonradan  da teselli olup bütün gün hoş vakit geçirmesi son derece doğaldır.
            AYRILIK KAYGISI;  çocuğunuz  yabancıların farkına varmaya ilk başladığı altı ya da dokuz ay gibi çok kısa ve erken dönemde başlayabilir. Bu yaştan  itibaren onu bir bakıcıya ilk defa bıraktığınızda ya da yuvaya veya okula başladığında yine gözyaşlarını bekleyebilirsiniz. Ya  da ilk haftayı çok iyi geçirdiğini fakat daha sonra bunun uzun süreli bir düzen olduğunun farkına vardığında yine ağladığını görebilirsiniz.  Hatta aylarca  yuvada mutlu olan bir çocukta yeni bir kardeşin doğumu ayrılık kaygısını başlatabilir.  Çocuğun  dil yeteneği geliştikçe, bu ayrılık kaygısı daha da kötüye gider. Çocuğunuzun  kendi hislerini ifade etme yeteneği gelişir ve siz onu daha önce mutlu ve huzurluğu olduğu bu yerde "Lütfen beni bırakma" diye yalvarırken bulursunuz. Ayrılık  kaygısı hiç beklemediğiniz bir anda da ortaya çıkabilir.  Aylarca  siz onu bıraktığınızda hiç bir endişe belirtisi göstermediği halde, aniden ağlamaya başlayabilir. Eğer böyle birşey olursa, o zaman yuva ya da evde yeni bir bakıcı gibi her günkü yaşamda değişikliğe neden olan, onu rahatsız  eden birşeyin olup olmadığını düşünmek yerinde olur. Belki  sağlığında bir sorun vardır. Ya da  sadece geri geleceğiniz konusunda fazladan güven tazelemek istiyordur.
            Beş altı yaşlarındaki okul çocuklarında en zor olan evde dinlenip eğlendikleri bir hafta sonundan sonra Pazartesi sabahları okula ya da yuvaya gitmek için evden çıkmaktır. Hastaymış  gibi yapabilir ya da sizi her zaman yaptığınız bir şeyde oyalar durur. Örneğin ona camdan el sallamak zorunda kalırsınız ya da okul zili çalıp o içeri girinceye kadar okul kapısında beklemek zorunda kalabilirsiniz. Bu yaştan sonra ayrılık kaygısı çok daha az görülür. Eğer çocuğunuz yedi yaşına kadar okula gitmekte hala isteksiz görünüyorsa bu bir sorunu işaret edebilir. Öğretmeni ile görüşmek bu durumda iyi olur.


            Erkek çocuklar kız çocuklarına göre ayrılık kaygısına  daha  eğilimlidirler. Kesin değil ama aynı yaştaki kızlara göre erkek çocuklar daha az bağımsız olurlar.  Aslında bu daha çok çocukların mizacına  bağlıdır. Alışması ve güven duyması zaman alan çocukların hemen içeri dalan çocuklara göre daha endişeli olmaları olasılığı daha fazladır. Aynı zamanda dil yeteneğinin gelişmesi etrafındaki çocuklardan daha yavaş olan bir çocuk, insanları onu anlamayacağı konusunda kaygı duyabilir ve bu da onu tedirgin edebilir.
            Çocuğunuzu yuvaya ya da bir bakıcıya bırakma sürecini ele almamızın yolu da önemlidir ve onun daha çabuk alışmasına yardım edebilecek şeyler bulunabilir.