14 Ocak 2017 Cumartesi

ÇOCUK ÇİÇEKTİR, ONU DÖVMEYİN, SEVİN



 AİLE İÇİ ŞİDDET

Şimdi tekrar aile ile igili bir konuya dönmek istiyorum. AİLE İÇİ ŞİDDET. Çocuğa şiddet ailede başlıyor. İstatistiklere göre, dünyada dördüncü sırayı alıyoruz. Pakistan, İran, Hindistan'dan sonra Türkiye..
Ne hikmetse ....... 
Hindistan'ın bir bölümü ayrı tutulabilir. 
Ülkemizde 100 aileden 34ünde şiddete başvuruluyor. Her iki aileden birinde çocuklar dövülüyor. 
Kimi ailelerce şiddet, bir terbiye yöntemi olarak algılanıyor. 


Küçükken şiddete uğrayan, utanca boğulan, aşağılanan, horlanan ve dayak yiyen çocuk, 
çevresini sürekli denetim altında tutmaya çalışan,
 kimseye güvenmeyen, diğer insanlarla sürekli olumsuz ilişkiler içine giren biri haline gelir. 
Sürekli yalan söylemeye yönelir. 
Aile içi iletişim kaybolur. 
Bu durumda çocuk şiddete dayalı bir davranış modelini benimseyen ve onaylayan biri olur. 
Yetişkinlerden de korkarak büyür. 
Korku her türlü iyi ve istenen hareketlerin, beklentilerin sonu demektir. 
Çocuğa  şiddet ve dayak uygulamanın ortaya çıkartığı bir çok olumsuzluklar vardır. 
Bunları şöyle ana başlıklarda toplayabiliriz:


*Çocukta kişilik ve kimlik kaybının olması

*Şiddet ve dayak herkeste
 TEPKİSİZLİK, YALNIZLIK, ÇARESİZLİK, KARARSIZLIK, GÜÇSÜZLÜK, DEPRESYON gibi psikolojik ve fiziksel bozukluklara neden olur.


*Çocuk anne-babanın kötülüğüne inanır. 
Sevilmediği hissine kapılır, ruhsal bunalıma düşer.