17 Ocak 2017 Salı

ÇOCUKLARIMIZA ZATEN HER YERDEN EMİRLER YAĞIYOR!


Ailesel, psikolojik, sosyolojik, fizyolojik konulardan bahsederken, politik yönünü de gözardı edemeyiz. Politik yönünü irdelemek zorundayız. 
Bunu gündeme getirince birileri bizi hemen karalamaya başlayacaklardır. 
Oysa bilmezler ki, politik yönden irdelerden yine kendi ülkemizin yararına hareket ve eylem koyuyoruz. Her hareket ve eylemimiz onların yararına. 
Rahatımızı onların yararına bozuyoruz. 
Soruşturmalar, kovuşturmalar, sürgüler bunlar niye hep bize? 
Ayak ayak üstüne atıp kahvemi içmeyi, "gelen ağam giden paşam" demeyi içimize sindiremediğimiz için ne oldu? 
Onbiryıl. 
Evet yanlış okumadınız, "ON BİR YIL" (eşim de öğretmen) ayrı ayrı yerlerde, tek ev olmamız gerekirken İKİ EV şeklinde yaşamak zorunda kaldık, buna zorlandık, bu zülme katlandık. 
Zorumuz neydi? 
Bu ülke çocukları ve insanları daha iyi koşullarda  eğitim-öğretim görsünler, daha iyi bir yaşam, insanca yaşamları olsun  istedik. 
Ne oldu? Ne yazık ki o insanlar tarafından şikayet edildik, o insanların şahitlikleri ile sürgün, maaş kesmeler ile cezalandırıldık. 
Bunlar övünülecek şeyler mi? daha güzel, daha olumlu şeyler olamaz mıydı? 
Elbette olabilirdi.

          Sınıfta ağzından çıkan her lafı tekrarlatan, 
çoğu kez sadece kendi kafasındaki düşünceye saygı duyan, 
emreden, 
ezberlemeyi öğreten ve bu işi en iyi kıvıran papağalara ödüller veren bir öğretmen 
var olduğunu düşünün...

         Toplumumuzda çocuklarımıza zaten her yerden emirler yağıyor. 
 Ana babadan, evdeki, çevredeki diğer büyüklerden. 
Hatta yollardaki yabancılardan. Komşudan. Bekçiden.Zabıtadan.
Okuldaki büyük abilerden.
Daha da sayabiliriz. 
Öğretmen bu durumda neden rahatsız olsun ki...



Her büyük kendinden küçüklere emir veriyor. 
bu emir zinciri uzar, uzar da gider. 
Evde anabalar çocuklara, camide imam cemaate, 
okulda öğretmen çocuklara, 
doktor hemşireye, 
patron işçisine, 
subay astsubaya, 
astsubay çavuşa, 
çavuş erlere...
Bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı oluşu gibi birşey... 

        Bu  şartlar altında büyüyecek insanlar ister istemez hınçlı olacaklar, bu hınçlarını  kendilerinden  zayıf olandan çıkarmaya yöneleceklerdir.