ÇOCUKTA AYRILIK KAYGISI , Cumhuriyet Bilim Teknik, Sayı 732
31.Mart.2001
Çocuklarımızı okula ya da yuvaya bıraktığımızda arkamızdan ağlamaları her zaman gördüğümüz
olaylardandır.
Küçük bir
çocuğu anne veya babadan başka, büyükanne, büyükbaba, bir akraba, çocuk
bakıcısı, dadı ya da yuvaya, güvenilir birine ya da bir yere düzenli olarak
bırakmak küçük çocuk için iyi bir deneyim olur. Yeni ilişkiler kurmayı,
toplumsal yeteneklerini geliştirmeyi ve yeni bilgiler edinmeyi geliştirir.
Çocuğumuza bakan kişiye ne kadar güvenirseniz güvenin anneler için özellikle
ilk kez ise, çok zor gelebilir. Çocuklar annelerini babalarını giderken
gördüklerinde teselli bulamayacaklarmış gibi ağlarlar. Bu da onlardan ayrılmalı
daha fazla zorlaştırır.
Sevgili
anneler, babalar, çocuklarımızın gözyaşları tamamen normaldir. Bu gözyaşları
sizi yanıltmasın. Yuvada bir sorunu mu var? Yoksa orada mutsuz mu? gibi
düşüncelere kendinizi sakın kaptırmayınız.Çocuklarınızın gözyaşları sadece
sizin içindir. Çocuğunuzun size karşı
çıkması ve "beni nasıl
bırakabiliyorsun?" demesi, sonradan
da teselli olup bütün gün hoş vakit geçirmesi son derece doğaldır.
AYRILIK
KAYGISI; çocuğunuz yabancıların farkına varmaya ilk başladığı
altı ya da dokuz ay gibi çok kısa ve erken dönemde başlayabilir. Bu yaştan itibaren onu bir bakıcıya ilk defa
bıraktığınızda ya da yuvaya veya okula başladığında yine gözyaşlarını
bekleyebilirsiniz. Ya da ilk haftayı çok
iyi geçirdiğini fakat daha sonra bunun uzun süreli bir düzen olduğunun farkına
vardığında yine ağladığını görebilirsiniz.
Hatta aylarca yuvada mutlu olan bir
çocukta yeni bir kardeşin doğumu ayrılık kaygısını başlatabilir. Çocuğun
dil yeteneği geliştikçe, bu ayrılık kaygısı daha da kötüye gider.
Çocuğunuzun kendi hislerini ifade etme
yeteneği gelişir ve siz onu daha önce mutlu ve huzurluğu olduğu bu yerde
"Lütfen beni bırakma" diye yalvarırken bulursunuz. Ayrılık kaygısı hiç beklemediğiniz bir anda da ortaya
çıkabilir. Aylarca siz onu bıraktığınızda hiç bir endişe
belirtisi göstermediği halde, aniden ağlamaya başlayabilir. Eğer böyle birşey
olursa, o zaman yuva ya da evde yeni bir bakıcı gibi her günkü yaşamda
değişikliğe neden olan, onu rahatsız
eden birşeyin olup olmadığını düşünmek yerinde olur. Belki sağlığında bir sorun vardır. Ya da sadece geri geleceğiniz konusunda fazladan
güven tazelemek istiyordur.
Beş altı
yaşlarındaki okul çocuklarında en zor olan evde dinlenip eğlendikleri bir hafta
sonundan sonra Pazartesi sabahları okula ya da yuvaya gitmek için evden
çıkmaktır. Hastaymış gibi yapabilir ya
da sizi her zaman yaptığınız bir şeyde oyalar durur. Örneğin ona camdan el
sallamak zorunda kalırsınız ya da okul zili çalıp o içeri girinceye kadar okul
kapısında beklemek zorunda kalabilirsiniz. Bu yaştan sonra ayrılık kaygısı çok
daha az görülür. Eğer çocuğunuz yedi yaşına kadar okula gitmekte hala isteksiz
görünüyorsa bu bir sorunu işaret edebilir. Öğretmeni ile görüşmek bu durumda
iyi olur.
Erkek
çocuklar kız çocuklarına göre ayrılık kaygısına
daha eğilimlidirler. Kesin değil
ama aynı yaştaki kızlara göre erkek çocuklar daha az bağımsız olurlar. Aslında bu daha çok çocukların mizacına bağlıdır. Alışması ve güven duyması zaman
alan çocukların hemen içeri dalan çocuklara göre daha endişeli olmaları
olasılığı daha fazladır. Aynı zamanda dil yeteneğinin gelişmesi etrafındaki
çocuklardan daha yavaş olan bir çocuk, insanları onu anlamayacağı konusunda
kaygı duyabilir ve bu da onu tedirgin edebilir.
Çocuğunuzu
yuvaya ya da bir bakıcıya bırakma sürecini ele almamızın yolu da önemlidir ve
onun daha çabuk alışmasına yardım edebilecek şeyler bulunabilir.








