23 Ocak 2012 Pazartesi

ÇİRKİN KARALAMALARA HEDEF OLAN 'CAN' DOSTLARIM

Tuzhisar'da çalışan arkadaşlarımdan biri olan Ali Parlak, bizim okuldan mezun ve köyümüze yakın Hassa köyünden olur. Eşi de Bünyanlı. Köyümüzdeki Efe'lerden Kılıç Efe ile evli idi. Kılıç Efe çok hareketli, afacan, biraz da köy ve çevre geleneklerine ters olan bir yapısı vardı. Sanırım ailenin tek erkek evladı olması, bunda etkili olmuş olabilir. Bisiklete biner, üzerinde çeşitli numaralar yapardı. Ali Parlak'la bacanakmış. Bunu Tuzhisar'da öğrendim. Bir yaz günü, Kılıç ve kendi gibi kafadar ve yaştaşlarıyla Zamantı nehrine balık avlamaya giderler. Dev Kazanı denilen yere dinamit atarlar. Dinamitin etkisiyle balıklar su yüzüne ters dönmüş halde çıkarlar. Kılıç da elinde sepetle toplamak üzere suya girer. Bir iki batar, çıkar, son batışından sonra da bir daha su yüzüne çıkamaz. Daha 18-19 yaşlarında idi. Bir de kızı vardı. Sabiha. Cesedini bir hafta sonra 3-4 km. aşağılarda söğütlere takılmış olarak buldular. Bu SAbiha Tuzhisar'da eyzesinin yanında kalıyor. ZAten çocukları da almıyordu. Biz Tuzhisar'a gittiğimizde  Sabiha ilk okul üçüncü sınıfta idi. Benden sonra bir arkadaşın daha tayininin yapıldığı Sivaslı olduğu ve Sivaslı olur da ne olur? Kızılbaş. O dönemde Anadolu'da Alevi denmez, Kızılbaş denirdi.Ayrıca kızılbaşlılık çok çirkin karalamalarla , abartılı iftiralarla dolu bir şekilde tanıtılırdı. O dönemde kendi içinde kapalı bir toplum olarak yaşadıkları için bu tür iftira ve karalamalara cevap bile vermezlerdi. Oysa benim en sevdiğim can insanlar ve arkadaşlarım hep bunlardan olmuştur. 




Gelelim kızılbaş hikayemize:
Kadir Ceylan Sivas'ın Karaözü (Yeni adı Maarif özü) köyünden, evli, iki çocuklu bir öğretmen). Evlerinde nasıl bir konuşma olmuşsa, bilemiyorum. Bizim Sabiha Efe bu konuşmalardan etkilenmiş olmalı.Kızılbaş nasıl olur?diye merak etmiş. Arkadaş, evini Tuzhisar'a taşıdığı gün ev eşyaları arabadan indirilirken SAbila Kadir Öğretmenin çocuklarını yanına almış, evlerinin arkasına götürmüş. Hemen çocukların başlarına , saçlarının arasına bakmış. KIzıl birşey görememiş. Teyzesi ile eniştesine akşam evde olayı anlatmış. 
-Kızılbaş kızılbaş diyordunuz. Ben çocukların başlarına baktım, hiç de öyle birşey göremedim..Demiş. 
İşin ilginç yanı bu olayı arkadaşın dışındaki herkese anlatıyorlar. Tutucu insanlar da emekli olmuş. Karı Koca Ali Parklaklar'a hac ziyaretine gitmişler. Tuzhisar da çalışırken kızım da hep Gül Amca dedi altın dişlerinden dolayı...