11 Kasım 2011 Cuma
ARILAR
Ve Kayseri'ye 15-16 km. uzaklıkta şirin ve çok güzel bir köye tayin edildi. Ben yine Boyacı Köyü kabusuna devam...Hiç gözüm arkada kalmayacak kadar güvenli bir yer. Fakat gel gör ki.canım kızım burnumda tütüyor. Lüle lüle güzel saçları, yumuk yumuk elleri, kocaman güzel gözleri. Herkesin sevgilisi. Köyden bir nine ve dede bulduk. Dünya tatlısı insanlar. Cihat abi, Nimet abla, çocukları Mürüvet, Hörmet, Nuh Naci , Cafer...1962-63 öğretim yılında Nuh Naci ile Boyacı 'da birlikte çalıştık. Vekil öğretmen olarak tayinini sağladım. Aynı odada birlikte kaldık. Liseden takıntısı vardı. Ona ders çalıştırdım.Sınav yaptım, not verdim. Şaka yollu oyunlarla bütün bir kitabı ezberlettim. Sonuçta sınavda başarılı oldu. Kızımı o kadar çok eviyorlardı ki; zaman zaman onlarda kalıyordu. Bir akşam hep beraber evdeyiz, köyden biri geldi. Cihat abiden tohumluk patates istedi. Kalktı, gidecekken 'Dur şu torunumu da bir öpim de gidiyim' dedi. Kızımı kucağına aldı. Ağzındaki sigarayı unutmuş, dalgınlıkla yüzüne yanan sigaranın ucunu değdirdi. Kızım kıyameti kopardı, canı yandı. Yüzünde bir nokta kabardı. Cihat abinin eli ayağı birbirine dolaştı. Ne yapacağını şaşırdı. 'Tüh, görüyor musun yaptığımı..Şimdi benim kucağıma da gelmez. SEvdirmez de..' diyerek evin içinde dolaşmaya başladı.Patatesi falan unuttu. Cihat abi arıcılıkla uğraşırdı. Bir gün arıyı tutmuş, kızımın avcunun içine koymuş, birlikte dokunmuş, oynamışlar. Daha 8-9 aylık..İlkbaharda cama bir arı konmuş. Bizimki de daha önce oynadı ya..Onu da öyle zannederek avuçlayıvermiş..Arı sokuverince yaygarayı basmış. Bir daha da arılara yaklaşmadı. Yüzündeki sigara yanığının yeri, yüzü üşüdüğü zaman beyaz bir nokta şeklinde kendini gösterir.O güzel insanları unutmak mümkün değil...
