8 Ağustos 2011 Pazartesi

BABAM HAFIZ SALİH ÖZHAN'I KAYBEDİŞİM

Yıl 1957. Pazarören ile Toklar’ı birbirine bağlayan yol yapılıyordu. Kullanılan alet sadece kazma, kürek el arabası idi.  Yüzlerce işçi çalışıyordu. Her biri çeşitli yerlerden gelen işçiler oldukları için çadırlarda yatıp kalkıyorlardı. Çalışma yerimiz ise Pazarören ile Sıradan köyünün tam ortalar yerdeydi. PAzarören’den geçen şoseye hemen karakolun önünden bağlantı yapılarak aşağı doğru Zamantı ırmağına doğru uzanıyordu.

 Babam her gün erkenden bu yol yapımı yerine gelir, işçilerin işbaşı  yapmaların sağlardı. Cebinde taşıdğı puantaj defterini çıkarır, kimin işbaşı yapıp yapmadığını arkı-eksi ya da çarpı gibi işaretlerle herkesin isim ve tarihlerini titizlikle işlerdi. Bu çalışmalara ben de katıldım.Benim görevim ise işçilere teneke ile içme suyu taşımaktı. Maşrapa teneke ile dolaşırken kim su istedi, hemen bir maşrapa su verirdim. Bu çalışma o yılın yaz tatili dönemince sürdü. Öğle yemeklerimizi kimi zaman işçilerin kumanyalarından, kimi zaman da annemin ya da kardeşlerimden birinin Zamantı ırmağının geçit veren yerlerinden geçerek, kimi zaman da belden aşağıları ıslanarak geçebilirler, bize öğle yiyeceğini getirirlerdi.


 Babam Sıradan da görevli olduğu için evimiz de ordaydı. TA ki 1973 yılına kadar. Yani babamız eğitmenlikten emekli oluncaya kadar. Sonra da Pazarören’deki bu gün annemin oturduğu evi almıştı. NE yazık ki içinde çok oturamadı.



1974 yılının 29 Mart’ında ölüm haberini Erdek’te telgrafla öğrendim.  O günün koşullarında uçakla gittim ama heyhat, çok geçti. Bandırma-İstanbul-Ankara ve Kayseri aktarmalı uçakla.