Sanki bir tünel..Bazen bir yarasa fırlıyor bir yerden...Ürküp geriye sıçrıyorsun..Bazen güneşin ışığı sızıyor bir dehlizden...Mutlu oluyorsun...Aslında ne tünel var ne ışık ne yarasa...Hepsi senin duygularında olup bitiyor...Kah mutlu, kah endişeli, kah üzgün...İstanbul burda, Ankara orda duruyor da hani , sen otobüsle/araçla gidip geliyorsun, hareket ediyorsun ya...Aynen öyle...
Senin dışında "herşey" uzayda duruyor; sen o duygunun bu duygunun arasında gidip geliyorsun:)
Hani o Tanrı ile Sohbet'te açıklıyor ya; bir bilgisayar oyunu gibi CD'de tüm olası hareketlerine karşılık olası sonuçlar kayıtlı,sen hangi hareketi yapmayı seçersen ona karşılık gelen sonuc oluyor oyunda anlamında... öyle......Sen hangi duyguyu yaşamayı/hissetmeyi seçersen; ona göre düşünüp davranıyor ve onun sonucuna uygun olayları yaşıyor, kişilerle karşılaşıyorsun...
Yani aslında özgürsün..Kendini yaratıyorsun...Ne güzel değil mi?
Dışarda olup bitenin, denilenin yenilip içilenin, görünenin görünmeyenin hepsinin ötesinde ...Senin içindeki duygu ne?
Not: Kitaptan alıntı yapamıyorum; yayıncının yazılı izni olmadan..Ancak önermemin bir sakıncaası yok sanırım; Ötesi Yayınları,Tanrı ile Sohbet (4 cilt, önce 1 ve 2 ile başlanırsa daha anlaşılır) Nil Gün hanımefendi mükemmel bir çeviri yapmış...