23 Temmuz 2012 Pazartesi

OKUL ANILARI

1 ve 2.sınıfları Jale Arslan'da , 3. sınıfı ise Ankara Yenimahalle Kızılay İlkokulu'nda, dönüşte ise Devrim İlkokulu'nda aynı sınıfa devam ederek bitirdi. Oğlum benimle kaldığı yıl, 1. sınıfı okutuyordum. Sınıfta yaptığım kum masası onun masası gibiydi. Kumları ıslatır, kendine göre oyunlar yaratırdı. En iyi arkadaşı Fevzi Ahçı'nın oğlu Özay'dı. İlk sınıfı Seniye Öğretmen'de, sonra İlknur Koruk'ta, son 4 ve 5.sınıfı da Gönül Aksoy'da tamamladı.
*
Oğlum Ankara'da olduğu sırada 4 yaşında idi. Bizlerde uzakta olmaktan sıkılmış ki annesine 'Anne babamı,ablamı özledim. Burda durmayalım, gidelim' diye tuttururmuş. Annesi de ona 'Oğlum öyle gidemeyiz,gidersek devlet baba bize para vermez sonra' dermiş. Oğlumun  burada  ilk başkaldırılarına, isyanına şahit oluyoruz:  - Bu nasıl devlet baba ki anneyi babayı ablayı birbirinden ayırıyor? demiştir.
*
Kızım 11 yaşında, Cumhuriyet 50 yaşında.İzmir Yeni Asır gazetesi 'Cumhuriyet iyibir yönetimdir ,niçin?'başlıklı bir kompozisyon yarışması düzenledi. Kendi kendine yazıp gazeteye göndermiş. Üçüncülük ödülü aldığını gazete muhabirlerinden öğrendik.İzmir'e çağrıldık. Gazete tesislerini gezdirildik. Ödül olarak verilen ansiklopedileri aldık,döndük.
*Güzel kızım bütün okul hayatı boyunca hep başarılı oldu,bizleri sürekli gururlandırdı. Ortaokulda her karne döneminde takdirname aldı. Okul bahçesinde yapılan törenlerde hep onu gördük. Sevgili Salim Tunç 'Ah be Seyhancım, ah be..Seni tebrik ederim,böyle bir evladınız olduğu için..Kızını da tebrik ederim.Benimkiler okuyamadılar.' diye üzülür ağlardı. Tek tesellim, öğretmen arkadaşlarımın çocuklarının okumaları oldu. Birçok öğrencimin okumalarının benim çocuklarım okumuşlar yerine koydum. Orta okuldan sonra liseye Bandırma'ya gitti. O lise başarılı bir liseydi. Her gün erkenden kalkar, minibüsle 22 km. gider akşam dönerdi. Başarılı dönemi burada da devam ettirdi. Bir gün veliler toplantısına gittik.Yağmurlu bir gündü,toplantı yapılan salona ulaştık. İngilizce öğretmenine kendimizi tanıttık. Öğretmen salonda bulunan velilerden izin alarak 'Bir dakikanızı rica ediyorum. Bu veliler Erdek'ten geliyorlar.Belki çarşıdan alışverişleri de olacak. Geri dönecekler. Onun için bir çift sözüm var.Çocuklarını kızım kadar seviyorum. Onunla hiç bir sorunum yok. Bu nedenle kendilerine böyle bir çocuk yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Zahmet etmiş gelmişler. Güle güle,teşekkür ediyorum.' dedi. Salonda bulunan o kadar insan içinde en mutlu iki insan olarak oradan ayrıldık.