Anneanneyi, anne dedeyi tanıyorum. Ne yazık ki babaanneyi bilemiyorum. Çünki babam yedi yaşlarında iken ölmüş. RAhime Hatunmuş adı. Dedem ondan sonra da iki evlilik daha yapmış.
Birisi Ayşe Hatun diğeri Emiş Ana.
Birisi Ayşe Hatun diğeri Emiş Ana.
Ayşe’den bir oğlu –Hacı, bir de kızı –Aliye olmuş. Onlara ayrı bir ev açarak Emiş Ana ile beraber yaşamış. Emiş Ana’dan Durna (Turna da) Mehmet, Ali, Hacı Ahmet, Leman ve Mustafa olmak üzere altı çocuk olmuş.
DEDEM
Dedem; Medrese eğitimi görmüş, aydın bir din uleması idi. Doğudaki Osmanlı-Rus harbine katılmış, Bakü’ya kadar gidip sağ dönen ender insanlardan biridir.
Savaş alanında bir yaralı Ermeni’ye rastlar. Yerde yatmaktadır. Dilini anlamaz ama işaretlerle yaralı sigara istemektedir. Dedem bir sigara yakar verir. Adam birkaç nefes çektikten sonra ohhhh diye derin bir nefes alır, ellerini gökyüzüne açarak dua eder gibi bir şeyler mırıldanır ve yine temenna ile selam verir. Minnettarlığını ifade etmeye çalışır. Ayrıca dedem derdi ki; ‘Benim oradan sağ salim dönmem sanki o adama yaptığım yardım ve Onun duaları sayesinde gibi gelir bana…”
Savaş alanında bir yaralı Ermeni’ye rastlar. Yerde yatmaktadır. Dilini anlamaz ama işaretlerle yaralı sigara istemektedir. Dedem bir sigara yakar verir. Adam birkaç nefes çektikten sonra ohhhh diye derin bir nefes alır, ellerini gökyüzüne açarak dua eder gibi bir şeyler mırıldanır ve yine temenna ile selam verir. Minnettarlığını ifade etmeye çalışır. Ayrıca dedem derdi ki; ‘Benim oradan sağ salim dönmem sanki o adama yaptığım yardım ve Onun duaları sayesinde gibi gelir bana…”
Ben bu insanın yanına, yani dedemin yanına 5 yaşında geldim. Kimlik cüzdanında Numan ÖZhan yazar ama ona herkes KARAA (KARAAĞA) diye hitap ederdi.
Hiç kimseye herhangi bir konuda, herhangi bir nedenle baskı yapmaz, konuşmazdı. Sorarlarsa fikrini açıklardı. Din konusunda hele kimseye bir şekilde baskısı olmazdı. Halamın çocukları neredeyse bütün duaları bilirler, neredeyse namaz bile kılacak olurlardı, ben besmeleyi bile bilmezdim.
Bana sorarlardı:
-Kimin kulusun?
-Hacı Ahmet amcamın kuluyum.
-Kimin ümmetisin?
-Hacı Ahmet amcamın ümmetiyim derdim.
Gülerlerdi.
Bu da amcama olan sevgiydi tabii.
