Karşı köye bizim köyden gelin gidecek. Adetmiş. Güreş yapılırmış. Ödül olarak kuzu ya da dana gibi canlı hayvanlar konulurmuş. Düğün alayı geldi. Köyün meydanında güreş düzeni kuruldu. Erkek evinden bir güreşçi ile kız evi tarafından bir güreşçi güreşe başladılar. Bütün köy halkı, düğün alayı ve biz iki öğretmen (Ömer Lütfi Yaralı ile ben) de güreşi izliyoruz. Biz kız evi tarafıyız. Hiç ses yok. Sadece davul çalıyor.
Bizim güreşçi oğlan evinin güreşçisini kavradı ve sırt üstü yere getirdi. Biz iki öğretmen hemen alkışlamaya başladık.Yanımızdaki köylüler; 'Aman hocam, alkışlamayın. Bizde alkış ayıp olur' dediler. Bu arada oğlan evinin yenilen güreşçisi yanımıza geldi: Niye alkışlıyorsunuz? Ben sizin düşmanınız mıyım? diye bir tavır koydu. Biz de 'Biz buranın yabancısıyız, adetlerinizi bilmiyoruz. Üstelik dünyanın her yerinde bu böyle. Müsabaka yarışma sonunda her başarı alkışlanır. Yanlış algılıyorsunuz.' dedik. Köylüler de araya girdiler. Sofrada beraber olarak olaya tatlıya bağladık.