14 Ocak 2017 Cumartesi

BASKININ OLDUĞU YERDE ÇOCUK BİR DEĞİL BİRKAÇ DEFA EZİLENDİR


GİRİŞ

Baskının olduğu yerde , çocuk bir değil birkaç defa ezilendir. Baskı nedir? 
Çocuk için baskı: Ödevdir, ezberdir, anne-babanın yasaklarıdır, çevrenin yasaklarıdır. Okulun yasaklarıdır. Öğretmenini özel yasakları- sınav korkusu, not korkusu, cin korkusu, şeytan korkusu, cennet-Cehennem korkusu- büyük ağabeylerin, ablaların korkutmaları ve yasakları, horlanma vardır, aşağılanma vardır vb.

            Çocuğu birçok şeyden soyutlama varsa, onun içinde yaşamdan soyutlamak da vardır, bilgiden soyutlamak da vardır ki; işte o zaman şaşkınlık içine düşen çocuk ne yapacağını bilemez halde kalır. Bu kadar çok yasaklar karşısında boğulur gider.

            Oysa çocuk bu değildir. 
O , bu yasakları öyle güzel bir biçimde delmektedir ki hayretler içinde kalırsınız.

*           
 Sağlık ocağına gitmiştim. Hasta bekleme bölümü tıklım tıklım. Yaşlılar, gençler. Annelerinin kucağında cocuklar. Bir hafta önce iki yaşını bitirmiş, üç yaşına girmiş Selimcan, afacan, konuşkan, herkese laf atıyor. Bazen de gürültücü bir şekilde sesler çıkarıyor. Çok yaşlı hastalar da yüzlerini buruşturuyor. Sıkıldıklarını her hallerinden belli ediyorlardı. Hani her hastanede bulunur, kepli bir hemşire, elinin işaret parmağını ağzına götürerek "Sus" işareti yapan, çerçeveli bir resim. Yanında da yine çerçeveli bir Atatürk resmi asılı. Duvarda karşımızda duruyor. Hemşirenin resmini göstererek sordum:

-O ne diyor? dedim. Selimcan yanıt verdi:

-Sus diyor. dedi ve arkasından hemen ekledi:

--Ama Atatürk sus  demiyor ki!!!

Gözlerim doldu, onu sımsıkı kucaklayıp yanaklarından öptüm "Bravo, aferin sana" dedim. Muayene sırası bana geldiğinde biraz önce yaşadığım olayı doktora da anlattım. "Hangi çocuk? Nerde o?' diye o da ilgi ve duygularını belirtti, Selimcan'ı çağırıp "Aferin" diyerek öptü. 


*

         Bu nedenle çocukların önü her zaman herşeye açık olmalıdır. Onların da verebileceği ürünler vardır. Ders çıkarılacak sözleri, yön verecek fikirleri vardır.

Onlar çiçekler kadar güzel, kelebekler kadar narin, sevgiye, sevilmeye, okşanmaya gereksinimleri olan, dünya tatlısı yaratıklardır. "Çocuktur" deyip geçmeyin. Yapısal özellikleri nedeniyle küçük görmeyin. Yakınlaşın. her zaman her türlü temasla bulunun, elini tutun. O sizin, siz onun sıcaklığını duyun. Gözlerinizle bakarak sevin, yüzünüzdeki gülücüklerle sevin. Kundaktaki çocuğa bile asık suratla, sert bir sesle yaklaşınca korkar ve ağlar. Gülerek, yumuşak bir sesle yaklaşın, hemen o elektriklenmeyi sezecek, o da size gülerek cevap verecektir. Aranızda kuracağınız diyalog ne kadar sıcak olsun istiyorsanız, o kadar sıcak, yok soğuk olsun istiyorsanız o kadar soğuk gelişir. Kendinizi zorlamadan yapın yapacaklarınızı...Siz onlara ne verirseniz, biliniz ki verdikleriniz tekrar size fazlasıyla geri dönecektir. Kıskanç olmayın, cimri olmayın. Verebileceğiniz kadar SEVGİ verin, YAKINLIK, İLGİ gösterin. Korkmayın, herşey sizin istediğiniz gib geliyip olgunlaşacaktır. Hatta daha da iyi olacaktır. Sizi de aşacaktır. Aslında istediğimiz de bu değil mi?



*ÇOCUKLARINIZLA GEÇİRDİĞİNİZ ZAMANIN ASLA BOŞA HARCANMIŞ ZAMAN OLMADIĞINI UNUTMAYIN!...

*DOĞRU OLANIN HER ZAMAN POPÜLER OLMADIĞINI, POPÜLER OLANIN DA HER ZAMAN DOĞRU OLMADIĞINI UNUTMAYIN!...

*ZAMAN VE ENERJİNİZİ ELEŞTİRMEYE DEĞİL YARATMAYA SARFEDİN.

*GENÇLER DİNLEMESİNİ PEK SEVMEZLER...

              Bu sözle sadece gençleri bağlamayalım.Çocuklar sever mi? diye soralım. Onlar da sevmezler. Hele uzun uzun anlatırsanız, hiç dinlemezler. Çünkü onların dikkat ve ilgi süreleri çok kısadır. Dinlemesini istediğiniz şeyi bir şekilde kısa ve öz olarak anlatırsanız başarılı olursunuz. İçinizden geldiği gibi söyleyin. İçinizde kalmasın, sonra patlar. Kendinizi frenlemeyin.

            Bir iş yapmak için koşuyorsanız eğer, bastığınız yere iyi bakın. Ayağımızın altındaki ÇİÇEKLERİ ezmeyin. Bir anlık hiddetiniz, uzun zamandan beri özenle yaptığınız o sırça sarayı kırar, döker kül ediverirsiniz. Arkasından hemen "Ah ben ne yaptım, ne ettim!" diye pişmanlık duyarsınız fakat iş işten geçmiş olur Yani geriye dönülmez bir yol almışsınızdır artık...Nasil ki çocuğunuzu sürekli korumak, kollamak, izlemek içgüdüsü içindeyseniz, o kadar, hatta daha çok, kendinizi denetleyip kontrolde tutmalısınız.

          Yukarda yazdıklarımdan çok, çocuklarımızın verdikleri örneklerden dersimizi çok iyi bellemeliyiz. Her konuda onların özgüvenlerini kazanmalıyız. Daha doğrusu önce onların, yani çocukların ailelerinden alacakları özgüven çok önemlidir.

        Anne ve babaların çocuğun yetişmesindeki rolleri çok farklıdır. Anne karşılıksız sevgi ve güven verirken, baba da karşılık beklememelidir. İstisnalar  bulunmakla birlikte, genelde babaların karşılık bekledikleri gözlenmiştir. Özeleştiri yapamayanlar bundan hoşlanmasalar da olay böyledir. Sadece sevgiyle büyütülen çocuklar, anne ve babalarının desteğiyle hareket eden  çocuklar, hep birilerinin güven vermesini beklerler. Tek başlarına kaldıklarında kendi insiyatifleri ile bir iş beceremezler, pasif olurlar. Verimsiz olurlar.Yapacakları işleri kırk elekten geçirirler. Güvensiz ve korkak davranırlar. Sonuçta başarısız olurlar. O nedenle özgüven kazandırmak çok önemlidir, gereklidir.


        Çocuklarımız istekleri ve tepkileri, hepsi kendi yazdıkları içersinde vardır. Neler var? diye sorarsanız, cevap olarak "Neler yok ki..." diye yanıtlanacaktır.

Aile ile ilgili olarak sevgiden,  kardeşler arasındaki ayırım yapıldığından sevilmediğinden , istediğinin alınmadığından, kardeşinin yapması gereken işlerin de kendisine yaptırıldığından tutun da daha neler neler var...

Yukardaki konuların benzeri eleştirilerini  ise öğretmene de yöneltmektedir. Çok dikkatli olunması gerektiğini, çocuğun başarısının eğer isteniyorsa, öğretmenin inisiyatifinde olduğunu, çocuğun bunu beklediğini anlayacaksınız.

      

KÜÇÜK YÜREKLER İÇİN İLK MEKTUP


KÜÇÜK YÜREKLER İÇİN MEKTUP

Sevgili Hasan,



Her mektupta olduğu gibi klasik bir başlangıç yapmayacağım. Çünkü biraz acelem var. Şöyle ki: Zaman çok önemli..Hem senin için hem benim için. Sağlığının iyi olduğunu ama yönetim bakımından sıkıntılarının olduğunu sanırım. Kişi kendi işini yaparken pek dikkatli ve sorumlu davranmaz. Ancak kamu hizmetinde iş yapacakların çok dikkatli olmaları gerekir. Kendi işin için gelecek kaygın yoktur. Erteleyebilirsin. Yarın yaparım dersin, yarın da erteleyebilirsin.Politikayı iş ve meslek edinenlerin işi ise maalesef kolay değil. Herşey hemen ve şimdi isteriz. Gelecek kaygısı ve yatırım için bu böyledir.



Sadede geliyorum. Sana 26 yıl öncesi ile ilgili elimdeki yazılı belgelerin fotokopilerini gönderiyorum. Sanırım senin için çok ilginç olacak. Soruyorum, 26 yıl öncesine ait geçmişle ilgili neyin var? Sanırım birçok anıların vardır ama yazılı olarak neyin var? !...Yok. Seninle ilgili yok da benimle ilgili var mı? Yok. Heyhat keşke olsaydı!

Hasancığımm, bunlar senin için ne ifade eder bilemem. Ancak senden bir ricada bulunacağım. Anımsarsan Erdek'te karşılaştığımızda bir anını anlatmıştın. Hani evde sigara içerken yakalanmışsın ve benim de okulda son derste sigara ikram etmem, hizmetli Ramazan'ı çağırıp kahve söylemem vs. Bu olayı yazılı olarak ifade etmeni istiyorum. Bu bir.

 OCAKLAR KÖYÜ, SEYHAN ÖZHAN, İCLAL İŞLEK, CELAL ÖĞRETMEN VE ERŞEN ÖĞRETMEN



İkinci isteğim (Rica kabul et) ise, kendi dönemine ait sınıf arkadaşların ile ilgili bilgiler istiyorum. Hala ilişkide olduğun, beraber olduğun kimler var? Ne iş yapıyorlar? Kim nerede? Adreslerini temin edebilir misin? Kimi kız arkadaşlarının soy isimleri herhalde değişmiştir sanırım. Bak bütün arkadaşlarının adını soyadını yazıyorum. Bulabildiklerini istiyorum.


12. Hülya Er. , 28.Gülçin A. 36.A.Kamil A. 49.Hayriye K., 52.Sevinç V. 67.Emel K. , 81. A.Cezmi G., 176. Ferda Y. 218.Cumhur P., 225.Nilgün Y., 234. ibrahim K. 242.Hüseyin T., 252.Yurdanur K., 277.Müjgan M. 293.Seda L. 299.Hasan B., 319. Haluk T. 329. Yılmaz G., 333.Süreyya T., 336.Gülay A. 340.Bahar K., 382. Hasan S, 398.M.Emin O. ...Çok üzgünüm, çok... 406. Hayriye Ku. 411.Adnan İ., 419.Özay A. 423.Behçet Ö., 431.Nilgün İ., 449.Muharrem K, 480. Saliha T., 484.Haluk A., 526.Gül Ş., 471.Yılmaz T.


Böylece Yılmaz T.'nin sırasını değiştirerek sınıf yoklaması yaptık. Bunların hepsine ulaşabileceğini sanmıyorum ama yine de belki diyerek not düşüyorum.


Sevgili Hasan, senden böyle bir istek sıralarken bir yandan da kaygılanıyorum. 
Zamanının çok değerli , hatta kimi zaman 24 saatinin sana yetmediğini tahmin edebiliyorum.

Sizlerle, sizden sonraki arkadaşlarınla ilgili elimde bulunan kaynaklarla birşeyler karalamak istiyorum. YArdımcı olursan çok sevinirim.

Seni, eşini sevgiyle kucaklar, başarılar diler, gözlerinden öperim. 
Annene, babana saygılar

İlkokul Öğretmenin
Seyhan Özhan 

26.Şubat.2001

İÇSEL YAŞANTIMIZ


Konuşma dil iile yazma dili birbirinden o kadar çok farklı ki...
Konuşma diliyle anlatımı yazıya dökmek zorluğu çekerim. 

İçsel yaşantımız ise herşeyi aşar. 

O yaşantı öyle bir hızla akar ki...

Yıldız kayması gibidir. 


Seyhan Özhan

KÜÇÜK YÜREKLER GİRİŞ


KÜÇÜK YÜREKLER
NE İSTİYOR?
NE SÖYLÜYOR?

Bu küçük eseri hazırlarken, uzunboylu bir ayrıntıya girmeden herşeyi olduğu gibi aldım. Hatta olayı kanıtlamak için de fotokopi örnekleri ekledim.



Neredeyse 30 yıla tarihlenen bu yazıların birçoğu arşivlendirmeden kaynaklanan hatalar nedeniyle çok yıpranmışlar. Yine de hiç bir ayıklama, seçme yapmadan hepsini ÖZEL İLGİ ile tek tek değerlendireceğim.

Çünkü bunu hak ediyorlar.

O kadar MASUM İTİRAFLAR Kİ,

O kadar samimiler ki...Hepsi yüreklerini olduğu gibi açmışlar.

Bu kadar saf (ARI) yürekleri sevgiyle, özlemle öpüyorum.




*

Bugün hala bir çocuk görsem, içimden hemen başını okşamak geliyor. Bu sevgi, bu aşkı bana bir kız çocuğunun verdiği dersle öğrendim.

Defterine not düşmüş: "Öğretmenim diğer arkadaşlarımı (isim yazmış) hep onları seviyor da beni sevmiyor, beni de sevse saçlarımı okşasa ne olur?
*

ÖĞRETMENİM, HERŞEYİ SİZDEN ÖĞRENDİM


BİR ÖĞRENCİSİNDEN:

ÖĞRETMENİM, 
Sizden öğrendiklerim ve hiç unutmayacağım şeyleri yazıyorum:

1.Harfleri okuma yazmayı öğrendim.
2.Rakamları hesap yapmayı öğrendim.
3.Resim yapmayı öğrendim.
4.Müzik-şarkı-türkü-marş söylemeyi öğrendim.
5.Spor yapmayı öğrendim.
Herşeyi sizden öğrendim. 

Şimdi yazacaklarımı da sizin gösterdiğiniz yoldan giderek örendim.Bunları daha da çoğaltacağım.
Ansiklopedik beş on bilgi.

Öğretmenim. 
Siz bir kütüphane biz ise birer çantayız. Sizden yararlanmalıyız diye yazmıştım.
Bize verdiğiniz ve öğrettiğiniz en önemli konu, okuma -yazma ve okuma yazmanıın kazandırdığı sayılamayacak kadar yazmakla bitmeyecek kadar BİLGİLER.
Onları beynime yazdım. Lazım olmasa siz bize öğretmezdiniz. Onun için onları çok iyi saklayacağım. 
Beyin ambarımda. Yine bilgiler de depo edeceğim.
Öğretmenim, kitaplara, gazetelere, dükkanların önünde asılı olan levhalara, otobüslerin üzerindeki yazılara, rakamlara bakıyor, bakıyor, hiç birşey anlamıyordum. Sizin sayenizde bu saydığım şeylerin hepsini biliyorum. Bunlar da birşey mi ki.. Daha neler neler öğrendim. Teşekkürler.

Öğretmenim. otobüste gidiyorduk. Ben binaların çeşitli yerlerine asılmış levhaları, çatır çatır bağıra bağıra okumaya başlayınca herkes şaşırmış, yüzüme gülerek bakıyordu. Şımarmıştım. Herşeyi okuyor, yazıyordum. Teşekkürler.

Haftanın günleri şarkısını öğretmiştiniz İlk defa söylediğinizde şaşırmıştım.

(Özürlü kardeşler..Benim bütünlüğümden utandınız sakat çocuğunuzdan utandınız...)

Kimse beni sevmiyor, herhangi bir şeye canı sıkılan  bir bahane ederek dövüyorlar. Yaşımı düşünmüyorlar hiç. Canımı çok yakıyorlar. Yapmadığım şeyler için de beni dövüyorlar. Herkesin bir alışkanlığı vardır. Dayak yemediğim gün yok gibi. O ne demekse (Dayak arsızı yaptınız çocuğu ) diyor dedem. Ayrıca okulda kimi arkadaşlar  da çok iyi  davranıyor. Onlarla iyi vakit geçiriyorum. Hep güler yüzlü olmak, azarlanmamak, dövülmemek ne güzel...Hep böyle hissediyorum.

İYİ VE GÜZEL ŞEYLER
Bir bahçemiz ve içinde de zeytin ağaçlarımız var. Her sene zeytin vermezler. Bir sene çok bolca verir, ertesi yıl hemen hemen hiç vermez. Zeytini yeşil zeytin olarak toplar, çekiçle kırarız, bıçakla çizeriz. Suda tatlandırırız. Çoğunu iyice kararınca toplarız. Toplama işi kış mevsimine rastlarsa kar da yağmış olursa hasat çok zor olur. Ama olsun. Zeytin bizim herşeyimiz. Ekmeğimizin katığıdır. Zeytinyağı çıkarılışını seviyorum. Kendimize çıkardığımız yağın zeytinini hiç bekletmeden sıkıyoruz. Asitsiz ok tatlı yağ oluyor.Zeytini toplayıp bekletirsek durduğu yerde yanma olayı gelişir. Zeytini sıktığımızda daha çok YAĞ çıkar. Ancak yanmasından dolayı ASİTLİ olur.

KULLANDIĞIMIZ KAĞIT
Defter kitap olmadan önceki hali ve geçirdiği evreler çok önemli. Ayrıca kağıdın selüloz denen maddeden yapıldığını, bunun da AĞAÇLARdan elde edildiğini öğrendim. Ağaç kesmek şart mı? Başka şeylerden de elde edilemez mi? Yazık ağaçlara, kuşlara, insanlara yazık. Hem biz insanlara hem de hayvanlara yararı olan ağaçlar kesilmesin.Doğanın süsü, oksijeni, güzelliğini daha da  çoğaltalım. Koruyalım. HAvayı temizleyen, erezyonu önleyen, beşikten mezara kadar gerekli olan ağaç. 

*İnsan yalnız kendi işiyle uğraşırsa başarı oranı düşer. Amatör hobilerini unutma. Onlara da zaman ayır.

SEVGİ. ONU BİZE VERİN. YOLLARA, SOKAKLARA İSİM OLARAK VERDİĞİNİZ SEVGİYİ BİZE VERİN. İSİM OLARAK DEĞİL. DUYGU OLARAK İSTİYORUZ. SEVGİ, İLGİ İLE BİRLİKTE ZAMAN DEMEKTİR. İŞTE ÇOK PAHALI OLAN BU ÜÇ ŞEYİ BİRLİKTE İSTİYORUZ. SEVGİ-İLGİ-ZAMAN.


KÜÇÜK YÜREKLER

Seyhan Özhan'ın 2001-2002 yılında hazırladığı kitap kapağı

20 Mayıs 2016 Cuma

NEŞE ŞARKISI


SEVGİLİ BABAM ve ANNEME




TSOAI-TALLEE'NİN 

NEŞE ŞARKISI

Ben bir tüyüm açık gökyüzünde
Ben düzlükte koşan o mavi atım
Ben parlayan ve suda çırpınan o balığım
Ben çayırların sevinci-akşam güneşiyim
Ben rüzgarla oynayan bir kartalım
Ben ışıldayan damlalardan bir güvercinim
Ben en uzak yıldızım
Ben sabahın serinliğiyim
Ben yağmurun gürlemesiyim
Ben sertleşmiş kar üzerindeki parıltıyım
Ben ayın göl üzerindeki uzun yansımasıyım
Ben dört renkli bir alevim
Ben görüntüsü alacakaranlıkta kaybolan geyiğim
Uçarken çizdikleri açıyım
Ben kurt yavrusunun acıkmasıyım
Ben bunları saran rüyayım
Anlıyor musun-ben yaşıyorum, ben yaşıyorum
Ben dünya ile iyi ilişkiler içindeyim
Ben tanrılar ile iyi ilişkiler içindeyim
Ben güzel olan herşey ile iyi ilişkiler içindeyim
Anlıyor musun-ben yaşıyorum,
Ben yaşıyorum.

KIOWA KIZILDERİLİSİ SCOTT MOMADAY
VISION QUEST (Görüş Arayışı) sırasında kendisine verilen,
yalnızca kendisine ait olan  şarkı..