30 Kasım 2014 Pazar

25.YIL VELİ TOPLANTISI KONUŞMASINDAN

Ben bu sene meslek hayatımın 25. yılı....Bugüne kadar yetiştirdiğim öğrencileri gördükçe görevimi yapmış olmanın kıvancını duyuyorum. Bunun yanısıra iki de evlat yetiştirdim. Biri üniversite mezunu, diğeri de henüz Ankara HAcettepe Üniversitesi 2. sınıfta. Ailece okuruz. Baba mesleğini sürdürdüm. Son yılımı çalışıyorum. Gelecek sene Kasım"da emekliliğimi isteyeceğim. Bu durum sizde endişe  yaratmasın.Bildiğiniz gibi geçen sene Derviş Bey olmuştu. Bu sene ben, benden sonra da başka biri. Bunun çocuklarımıza bir başka yararı olacağına inanarak söyleyebilirim. Şöyle ki: Bir deyim vardır: "Her yiğidin  bir yoğurt yiyişi vardır" derler.Bu nedenle çocuklar her öğretmenden yarı bilgiler kazanacakları için şanslı sayılırlar. Ben giderim başkası gelir, o gider daha başkası gelir, bu görev böylece sürer gider.
Sayın veliler, kendimden söz açmışken bazı karakter özelliklerimden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Özellikle çocukları çok seviyorum. Hepsini. Her çocukta ayrı bir güzellik, sevimlilik bulur ve hiç birini birinden ayırmam. Nasıl ki bir ana-baba bir çoçuğunu diğerine tercih edemez, ben de öyleyim. 50 öğrencirimin hepsinde ayrı ayrı sevimlilik ve güzellik buluyor ve seviyorum. Ancak arada anne ve babanın bile yaptığı gibi ben de okşuyorum, kızıyorum. Ama dozunu hiç bir zaman aşmıyorum. Bu da okulda disiplin için gereklidir. 
Disiplin nedir?
1. Öğretim ve eğitime ait işlerin düzenli bir şekilde yürütülmesi
2. Bir bakıma itaat terbiyesinin verilmesi.
3. İnsanlara karşı münasebet ve davranışlarda ölçülü, saygılı görünmesi, iç alem ile dış görünüş arasında bir ahenk bulunması demektir.

Bunlar, bir zaman ve eğitim konusu olması nedeniyle, bu olgunun meydana gelmesi, olgunlaşması, istendik davranışların kazanılması 1 yıla, 2 yıla sığmayabilir. Bu konular salt okulun verdiği eğitimle bitmez. Çocuk bunların bir kısmını ailesinden, çevresinden algıladığı eğitim ve disiplin ile tamamlar. Kuşkusuz hiç bir anne-baba çocuğunun başkalarının çocuklarından eksik olmasını kabul edemezler. Ama buna karşın şimdi sizlere çocuklarınız hakkında bu güne kadar edindiğim izlenimleri anlatmak, açıklamak istiyorum.


*Çocuklarımla 15 Ekim 1984"ten beri beraberiz. Bugüne kadar hepsini tek tek isim ve sima olarak ancak tanıyabildim.İlk edindiğim izlenimler şöyle:
1.Araç gereç olarak birçok eksikleri var. Özellikle TÜRKÇE kitapları. Bu nedenle de Türkçe derslerimiz aksıyor. Ancak bunu dergi ile gidermeye çalışıyoruz.
2.Çok ama çok önemli bir diğer konu ise, okuma hızlarının istenilenin çok çok altında. Hepsini denedim. 1 dakikada okudukları kelime sayısı 34'ü geçmedi. Bu konu çok önemli demiştim. 2.sınıftaki bir öğrencinin 1 dakikada okuması gereken kelime sayısı 75 ila 90 kelime kadar olmalıdır. Bu konu üzerinde elbirliği ile çalışmak, gayret göstermek zorundayız. Bunu nasıl sağlayacağımızı biraz sonra açıklayacağım.
3.Öğrenmenin en son öğelerinden biri de hele çocuklar için öğrenciler için İYİ DİNLEME alışkanlığıdır. Bu konudadan da şikayetciyim. İkinci öğe ise OKUMAKTIR. İlginisin çeken her konuyu, her yazıyı okumasına yardımcı olmalıyız. Gazete, dergi, mecmua, hikaye-masal kitapları , sözlük, ansiklopediler.Ancak Ansiklopedi bildiğimiz gibi bir başvuru kitabıdır. Öğrenmek istediği , merak ettiği bir konuyu buradan öğrenebilir. Bu konularda maalesef çevremizin dar görüşü, ekonomik koşullar, çocuklarımız için yararlı olamamaktadır. Çocuklarımızın gleleceği açısından daha iyi olmalarını, daha iyi yetişmelerini istiyorsak, bazı konuşardaki harcamalarımızda özverili olursak, çocuklarımını ihtiyaçlarını karşılayacak olursak, daha yararlı oluruz inancındayım.
Bunlarla beraber çocuklarımızın temizliği konusu da ayrı bir önem taşımaktadır. Kızlarımızın saçlarının temiz olması, taranması, el yüz temizlikleri, haftada en az bir kere banyo yapmaları ayrı bir önem taşımaktadır. Erkeklerin de saçlarının çok uzatılmaması , onlara da temizlik konusunda özen gösterilmesi gerekmektedir. Çocuklarımızın genel görüşünü çok iyi ve temiz. ANcak ihmale gelmeyeceğini , okulda bazı çocuklarda parazitlerin (bit ve sirke) görüldüğünü buna göre anne ve babaların tedbir almaları yerinde olacaktır. 



Diğer bir konu da çocukların beslenme ve harçlık konularıdır. Çocukların çoğu sabah ne yedi ise akşamı ediyorlar. Biz de okula öyle geliyoruz ama akşama kadar dayanamıyoruz. Birşeyler alıp yiyoruz. Çocuklarınızın birşey alıp yiyebilmeleri harçlıklarının olmasına bağlı, veya evden beslenme çantasına biraz elma, biraz peynir veya domates gibi mevsimine göre yiyicekler verilirse, çocuk okulda acıktığında onunla kendini oyalayabilir. Bazı çocuklar çok güzel temiz ve hatta birçok öğrencimizin iştahını çekecek şekilde hazırlıklı geliyor, sonuçta biri yiyor, biri bakıyorsa (sözün gelişi) kıyamet ondan kopar.

EMPATİ, SPONTANLIK VE YARATICILIK

NOTLAR

"Geçmişinden pişmanlık duyma. Bunun yerine onu bir öğretmen olarak kabul et..."


Hak edilmeyen alkış, kalp para gibidir. Toplayana er geç zarar verir." MONTAIGNE

*
SEMPATİ
Bir kişinin diğer bir kişiye bindirilmiş yakınlığıdır. Bu yakınlık diğer kişinin acılarından, sıkıntılarından, ıstraplarından ve mutsuzluklarından geçmektir. Genelde buna eşlik eden duygular acıma ve bu acıyı paylaşma şeklindedir. 
KOMPATİ
Birlikte düşünme sanatı
EMPATİ
'Karşınızdaki gibi düşünün, problem kalmaz' denirdi. Günlük yaşamın hemen her alanında, iş ilişkilerinde, aşkta ya da dostluklarda bu sihirli formül  geçerliydi.
Çatışmanın, iletişimsizliğin, yalıtılmılşığın karşısına dikilmek için kullanılan bu cephane zamanla tükendi. Eksik birşeyler vardı ki, şimdi bu eksikliği tamamlayacağı düşünülen yeni bir kavram üzerinde çalışılıyor: KOMPATİ
KOMPATİ: Çok yakın bir şekilde hissedilen paylaşımdır. Otomatik ve bilinçli bir kontrolün dışında gelişmektedir. Kişiler arası duygusal yakınlıklarda  derin bağları mümkün kılabilmektedir.


İlişkilerimizde kimi zaman minik minik örselenmişliklerimiz, canımızın  yanmışlığı ve bunun getirdiği korkular, kaygılar var. Bunlar bizim bilinçaltımıza yerleşmiş olabilir. Kişi uğraşmak güç sarfetmek istemiyor. Kendini koruma özelliğimiz çok fazla gelişmiş olmadığı için bu şekilde davranıyoruz, sonuçta örselenmekten korkmak ve belirli bir mesafeyi korumak arzusu var.Bir de ilişkilerde açıklayıcı olmuyoruz. Bu biraz da bizim geleneklerimizle ilgili. Genellemeci konuşmayı tercih ediyoruz. Açıklayıcı olmak bir tarzdır. Kişiler bunu edinebilseler, öğrenebilseler hemen herşeyin bir açıklaması vardır. Bu  karşınızdaki insana güven verir. Bunu öğrenmek zaman alıyor, bazıları hiç öğrenmedin kalıyor.

Empati, spontanlık ve yaratıcılık. Üç kavram. 
Bunlar mümkünse ilişkiler de sağlıklı bir şekilde yürüyebilir.

26 Kasım 2014 Çarşamba

KÖY ENSTİTÜLERİ KONUŞMA NOTLARINDAN

KÖY ENSTİTÜLÜLER

KONUŞMA NOTLARINDAN


*ONLAR ÜLKEMİN HER ZOR İŞİNE KOŞAN EĞİTİM İMECELERİYDİ.
*KARŞILAŞTIKLARI HİÇ BİR ZORLUĞU YÜKSÜNMEDİLER.
*YAŞAMLARININ HER EVRESİNDE ÜLKENİN YÜCELMESİNE VE GELİŞMESİNE, BÜYÜMESİNE, ÜRETİMİN ARTMASINA ÇOK BÜYÜK KATKILARI OLMUŞTUR.
*KÖY ENSTİTÜLERİ KURULDUKLARI ÇEVRELERİN LABORATUVARLARI, ÜNİVERSİTELERİ  OLMUŞLARDIR.
*MEZUNLAR KÖYLERİNE GİTTİĞİNDE ÇİFTÇİ, BAHÇIVAN, MARANGOZ, DEMİRCİ, DUVARCI, SAĞLIKÇISI VE HER ŞEYDİ.
*BÖYLECE BÜYÜK ŞEHİRLERE GEREKSİNİMLERİ AZALIYORDU.
*KÖYLÜ KENDİ KENDİNE YETMEYE, BİRÇOK PROBLEMİNİ KENDİ BAŞINA ÇÖZMEYE BAŞLAMIŞTI.
*NE YAZIK Kİ BU GELİŞMELERİ VE YENİLİKLERİ KÖYLÜYE, ÜLKEYE ÇOK GÖRENLERİMİZ OLDU.
*BİLDİĞİNİZ GİBİ;DÜNYADA HİÇ BİR YENİLİĞİN, HİÇ BİR YERE RAHATÇA YERLEŞTİĞİ GÖRÜLMEMİŞTİR. HATTA , ONU KABUL ETMEYENLERİN, RED EDENLERİN, KARŞI KOYANLARIN YARARINA OLSA BİLE..
*TEKRAR EDİYORUM: KÖY ENSTİTÜLERİ ÇALIŞANLARININ, ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLERİN ÜLKEMİZİN KALKINMASI İÇİN, ÇAĞDAŞLAŞMASI İÇİN, ORTAYA KOYDUKLARI YÜREKLERİ, BİR KISIM ÇEVRELERİ RAHATSIZ ETMEYE BAŞLAMIŞ.
*BU ÜRETKENLİĞİ, ÇALIŞKANLIĞI, BAŞARILARI ÇEKEMEYEN TEMBELLER, YALANCILAR ve KORKAKLAR; ÇİRKİN İFTİRA VE KARALAMA KAMPANYASI BAŞLATMIŞLAR, BU OKULLARIN KENDİ YARARLARINA OLDUKLARINI BİLMEYENLERİN DE DESTEKLERİ İLE, HEM ÜLKENİN GELECEĞİ HEM DE ÜLKE ÇOCUKLARININ VE HALKININ GELECEĞİNİ KARARTMIŞLARDIR.
ŞİMDİ ŞÖYLE BİR GERİYE DÖNÜP BAKTIĞIMIZDA, BU KARALAMA VE İFTİRA KAMPANYASI BAŞLATANLAR VE BU KAMPANYAYA KATILANLARIN, TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNDE KAYBOLUP GİTTİKLERİNİ, İYİ Mİ KÖTÜ MÜ OLDUKLARINI- ANIMSANMADIKLARINI BİLİYORUZ.
*KÖY ENSTİTÜLERİ ve 17 NİSAN HER YIL BİR BAYRAM GİBİ KUTLANIYOR.


*ONUN KURUCULARI SAYIN Hasan ALİ YÜCEL, Eğitimci-İsmail Hakkı TONGUÇ(Baba TONGUÇ) ise DÜNYADA İZ BIRAKMIŞ, TARİHE MAL OLMUŞLARDIR.

İŞTE BELGESİ:

HER YIL 17 NİSAN'LARDA SAYGI İLE YAPILAN ANMA TÖRENLERİ.

*ŞÜKRAN BORCUMUZU İFADE ETMEK İÇİN BURADAYIZ. 
NE MUTLU ONLARA.
*BU GÜNÜ HAZIRLAYANLARA
KATILANLARA
SEVGİLER
SAYGILAR


SEYHAN ÖZHAN

25 Kasım 2014 Salı

NOTLAR DEVAM


Tartışmalarda sonuca ulaşılamayacağını anlatan güzel bir deyim:
Bu çeşit tartışmalar hep kuyruğunu kovalar.


*

Ömür dediğin  yaşlılık yongası,
Gençlik dediğin ise rüzgarlı harman.
Savrula savrula geldik bugünlere.



DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVI
LOUISE HAY 
4.Basım Mayıs 2002
1.EYLÜL.2002 OKUNDU

*Düşünceyi kalıba sokmayalım.
*Düşünceler değiştirilebilir.
*Geçmişten getirdiğimiz bu böyledir diye bildiklerimizi yeni kalıplar içinde sıkıştırmadan açmalıyız. Onlardan kurtulmalıyız.
*Hayat asla tıkanmaz, durağan ve bayat olamaz. Çünkü her an yepyeni, her an taptazedir.
*Düşünebileceğimiz şeyler konusunda SINIRSIZ seçimimiz vardır.
*Bilinçaltımız, inanmayı seçtiğimiz herşeyi kabul eder.
*Güç noktası daima "ŞİMDİKİ AN"dır. 

Her deneyim. dün, geçen hafta, geçen yıl, 10,20,40 yıl ya da daha fazla yıllar önce (yaşınıza göre) düşürdüğünüz düşünceler ve kullandığınız sözcüklerle yaratıldı. Şimdi bunlar geçmişte kaldı. Yaşandı bitti. Önemli olan BU AN. ŞİMDİKİ AN. 

DÜŞÜNCELERİMİZİ BİZ SEÇİYORUZ.

Nefret ve suçluluk. Bu iki duygu azaldıkça yaşamımız her boyutta iyiye doğru gider.
Suçluluk duygusu daima ceza arar ve bu cezalar da ağrılar yaratır.
Bizi geçmişte biri incitti diye şimdiki anda kendimizi cezalandırmak ne saçma.

*Zorunda olmak ne demek?

Zorunda sözcüğünü her kullandığımızda gerçekte 'yanlış' diyoruz Ya yanlış yapmışızdır ya day apıyoruzdur ya da yapacağızdır.

*Hayatımızda daha fazla yanlışlıklara ihtiyacımız yok ama daha çok seçme özgürlüğüne ihtiyacımız var. OLMALIYIM, YAPMALIYIM yerine OLABİLİRİM, YAPABİLİRİM kullansak ya!
 
*Yıllarca kendi düşünceleri olmayan birşeyleri yaptıkları ortada başkalarının onlara yapmaları gerektiğini söylediği birşey oluyor. Bu gerçeği görüp de zorunluluk listesinden çıkarırsa, 'Oh be ne rahatlık' diyebilir. 31. syf

*Yapmaları gerektiğini düşündükleri birçok şeyin asla yapmak istemedikleri şeyler olduğunun, yalnızca başkalarını memmun etmeye çalıştıklarının farkına varıyorlar.

EVREN, DÜŞÜNMEYİ VE İNANMAYI SEÇTİĞİNİZ HERŞEYİ DESTEKLER.
Kendiniz ve hayat hakkında neler hissedeceğimizi küçükken etrafınızda olan yetişkinlerin davranışlarından, tepkilerinden öğreniyoruz. bu inançlar ne olursa olsun, büyüdüğünüzde yaşam deniymleri olarak yeniden yaratılacaklardır. 

GÜÇ NOKTASI, DAİMA ŞİMDİKİ ANDADIR.
DEĞİŞİMLER BU ANDA BAŞLAR.



EL YAZISI NOTLARINDAN

MURATHAN MUNGAN, YÜKSEK TOPUKLAR, 21.HAZİRAN.2002

"YORGUNUM" 109 sy.



Yeniden hiç birşey eskisi gibi olmaz ki! "Bir ip koptuğunda yeniden bağlanabilir ama eskisi gibi çekemez". Üstelik ben yeni bağlantılar için hiç uygun biri değilim. 112sy.

Verdiği her ödülü, bir cezayla geri alan bazı arkadaşlıkları yorgunluk bitirir. Ben de Nalan yorgunuyum. 113.syf

Biz okumuş yazmış insanlar, çoğu kez fikir beraberliklerini arkadaşlık sanırız, oysa arkadaşlıklar da çağrışımlar gibi, hayata ilişik dağınık ayrıntılarla çatılır.  154 syf


23 Mart 2014 Pazar